Nermin, karşıdan görüp tanıdığını düşündüğü kişiden emin olmak için cesaretini toplayıp onun olduğu masaya gitmiştir ve önündeki masada oturup cep telefonuna mesaj yazdığını düşündüğü erkeğe seslenmiştir fakat sesini duyuramamıştır, aralarında sadece iki metre civarında beyaz örtülü bir masa vardır bu mesafeye rağmen masanın diğer ucundaki erkek en ufak bir duyma belirtisi göstermemiştir ama onun yanından oturan birisi erkeğin kolunu tutarak kızı göstermiştir, kafasını kaldırıp ilk önce kolunu tutan kişiye bakıp ardından karşısında duran kıza bakmıştır
Nermin : Merhaba ... (biraz bekledikten sonra tekrar ) Merhabaaa... Hu huu…
(Nermin sağ elini kaldırıp yumuşak bir sallama ve yüzünde büyük bir gülümsemeyle)
“-Merhaba” demiştir.
Erkeğin yüzünde şaşkın bir ifade oluşmuştur ve karşısındaki kızın yüzünü incelemeye ve kim olduğunu anlamaya çalışmıştır ama dik dik kıza bakması bir işe yaramamış tanıyamamıştır ardından kim olduğunu sorarcasına “Merhaba?…” demiştir
Nermin ise erkeğin yüzünü bu kadar yakından görünce içinden “evet, o” demiştir, karşısında
Nermin: (Gülerek) Tanıdın mı beni?
Kemal: (Kızın neden güldüğünü merak eder) Tanıyamadım kız tarafı mısınız?
Nermin : (Kocaman bir kahkaha atıp konuşur) Hahaha... Öyle sayılır ama benim ben, Nermin…
Kemal: Kusura bakmayın ama tanıyamadım…
(Dedikten sonra düşünür, yüzündeki şaşkın ifadeyi bozmadan tanıması gereken hayatına giren bütün Nermin’leri düşünür ama o kadar fazla değildir bir tanesi küçükken aynı sokaktaki komşusu Nermin abla bir tanesi de beş-altı sene önce beraber olduğu kız arkadaşı Nermin, karşılaştırma yapar ve karşısındaki Nermin ablasına nazaran daha genç olduğu için eski kız arkadaşı olduğuna karar verir.)
Nermin : (Kemal’in söylediğini ağzını yamultarak dalga geçercesine tekrar eder) “Pardon ama tanıyamadım”… Nasıl tanımazsın? Ben Nermin…
Kemal: (gülümseyerek) Tamam, tamam… Nermin sö se tergmin (*sa se termine fransızca). Diyerek dalga geçer ardından ayağa kalkıp “Gelsene otur buraya” diyerek yanındaki boş sandalyeyi gösterir,
Nermin, Kemal’in yanına gelip elini uzatmıştır, Kemal, Nermin’in elini sıkmış ama öpüp öpmeme konusunda kararsız kalmıştır çünkü daha önce hiç eski bir sevgilisiyle karşılaşmamıştır, görse bile görmemezlikten gelmiştir hatta arkasından seslenseler bile duymazlıktan gelmiştir bu yüzden kararını öpmemekten yana kullanıp sandalyesine oturmuştur. Nermin’de bu davranışını normal karşılamış ve yanına oturmuştur
Nermin : (Yüzündeki gülümsemeyi bozmayıp) N’aber?
Kemal : (Ciddi bir tavırla) İyilik senden n’aber?
Nermin : İyilik n’olsun işte… Bir saattir uzaktan sana bakıyordum, bir ara göz göze geldik sen olabileceğini düşündüm…
Kemal : (sözünü keser) Vay be! nasıl tanıdın?
Nermin : Ben sen miyim? Tanırım ben..
Kemal : Ama sen çok değişmişsin benim bir suçum yok
Nermin : Evet, biraz makyaj değiştiriyor kadınları
Kemal : Ama sen baya değişmişsin
Nermin : Ne bakımdan?
Kemal: Ne bileyim daha kadınsı olmuşsun sanki (güler)
Nermin : (Yüzünü buruşturup) ÖÖfff.. Saçmalama be!!
Kemal: (Gülerek) Ben iyi bir şey söyledim yaaa.. Niye kızdın?
Nermin : Ne işin var bu düğünde?
Kemal: (Alaycı bir tavırla) Pardon yaa gelmekte hata ettim...(Güler) arkadaşımın düğünü bu
Nermin : Benim de arkadaşımın düğünü.
Kemal: Sema senin arkadaşın mı?
Nermin : Evet aynı bankada çalışıyoruz, Sema seninde mi arkadaşın?
Kemal : Hayır ben erkek tarafıyım İlhan benim arkadaşım.
Nermin : Ne kadar ilginç, yıllar sonra karşılaştığımız yer bir düğün. (gülümser)
Kemal: Bir muhasebeciyle bir bankacının bulaşabileceği en son yer düğündür herhalde, bir ilki başardık, ben Sema’yı tanırım hiç senden bahsetmedi, gerçi şirkette şirret bir kız var demişti o sen olabilir misin?
Nermin : (Kaşlarını çatarak) Sence?
Kemal : (iki elini de kaldırarak) Tamam öldürme beni, bence o sen olmazsın. (masasındaki limonataya uzanarak ) sana limonata ısmarlamamı ister misin?
Nermin : Yok… Sağol ben almayayım.
Kemal : (Bardağı kaldırıp) İyi, sen bilirisin (içer ve boş bardağı masanın üstüne bırakır) Ahhh… Güzelmiş
Nermin : (Etrafına bakarak) Buraya birisiyle mi geldin?
Kemal: Evet, Gelin arabasını ben sürdüm (güler) Sen kimle geldin?
Nermin : Bankadaki diğer arkadaşlarla (kapıya bakarak) dışarı çıkalım mı? Biraz hava alalım
Kemal : (Kafasını sağa sol sallar) Olmaz, birazdan çıkarlar ben şahitlik yapacağım
Nermin : (Kemal’in elini tutar) Geliriz o zaman hadi n’olur kırma beni.
Kemal: (Ellerine bakar ve kafasını sola doğru yatırarak) İyi bari çıkalım..
Beraber dışarı çıkmışlardır, düğün salonun kapısının önünde durmuşlardır hala düğün salonuna gelen konuklara bakarlar sonra Nermin, Kemal’e bakar
Nermin: Kaç yıl geçti biz ayrılalı? Beş mi? Altı mı?
Kemal: Bu konulara hiç girmesek diyorum, havanı al içeri girelim (güler)
Nermin : Sevgilin var mı?
Kemal : (Seni ilgilendirmez demek istemiştir ama diyememiştir) Var?
Nermin : Neden burada değil?
Kemal : Gelecekti de sabah tartıştık biraz sonra vazgeçti, bende ısrar etmedim…
Nermin : (Alt dudağını ısırıp başını yere eğer ) Anladım
Kemal : (Çok ilgilenmiyormuş tavrıyla kısık bir sesle) Senin… var mı?
Nermin : (Kemal’in yüzüne bakar, başını yavaşça sağa sola sallayarak) Yok
Kemal : (Gözlerini kısıp başını geri çekerek) Hadi be! İnanmıyorum
Nermin : (Gülümseyerek) “Hadi be!” Hala böyle söylüyorsun, çok hoşuma gidiyordu bunu söylemen
Kemal: Onu boşver… (Sesini yükseltip) Senin nasıl sevgilin yok yaa? Bu kadar güzel bir kız.. (Fazla ileri gittiğini düşünüp yanlış anlaşılmamak için) Yani insani olarak ruhu güzel.. şey…
Nermin: (Gülerek) Yok… Gerçekten yok.. Yalan mı söyleyeceğim?
Kemal: (Kafasını kaşırmış gibi yapar) Şey… Hani senin bankada biri vardı ismi Sardunya mıdır, sabun mudur nedir? O, ne oldu?
Nermin : (Gözlerini kocaman açarak) Vaaaay… Neler hatırlıyorsun sen? O, sadece işten bir arkadaştı seni kıskandırmak için anlatıyordum onu.
Kemal: (Kaşlarını çatıp) Fotoğrafını bile göndermiştin maille, unutmam tabii… (Sonra başını yolun diğer tarafına çevirir
Nermin: (Onun baktığı tarafa doğru yürüyüp önüne geçer ve elini tutar) Seninle konuşmayı özlemişim
Kemal: (gülümser) Niye ki?
Nermin : Sen bambaşkasından ondan..
Kemal: (Elini çeker) Ya saçmalama kim bilir kaç kişiyle çıkmışsındır bu kadar zaman geçti… Senin gibi bir kıza bakmayacaklar öyle mi? İnanmam buna
Nermin : Tabi ki oldu bir iki tane ama bir ay bile sürmedi hep senle kıyasladım ister istemez.
Kemal : (Elini Nermin’in ağzına götürerek dudaklarını tutar)
Nermin : (Konuşmaya çalışır) Vij vij vij vij
Kemal : Bu konulardan bahsetmeyeceksen bırakacağım…
Nermin : (Susar ve tamam dercesine gözlerini kapatıp açar)
Kemal: (Dudaklarını bırakır ve duvara yaslanır) İçeri girelim mi?
Nermin : Hayır, sana birkaç soru daha sorucam
Kemal: Ne? Enginizasyon mahkemesine mi geldim yanlışlıkla, zaten düğünleri sevmiyorum birde sen sorguluyorsun beni…
Nermin : Neden sevmiyorsun?
Kemal: Bak yine soru… Çünkü bunlar aşklaban oluyorlar
Nermin : (gözlerini kısar ve gülerek) O ne be? Aşklaban mı?
Kemal: Evet, Aşklaban… Düşünsene bir sürü insanı topluyorsun bir yere, karşılarında oturan iki kişi var bütün gece onlara bakıyosun, pasta ye limonata iç, lütfen gelinle damata fıstık atmayalım, üzerlerine paralar asılıyor, onlarla geziyorlar.. Sen bankacısın, ben muhasebeci ne zaman üstüne para asıpta gezdin? dışarıda öyle gezsen sana gülmezler mi? Sonra davul, zurna, org o iğrenç sesler ve garip şarkılar, herkes oynasın diye uğraşmalar… resmen şaklabanlık yapıyorlar ama gelinle damadın tek farkı birbirlerine aşık olmaları… o zamanda aşklaban oluyor…
Nermin : (Kahkaha atar) Bizde aşklaban olacaktık nerdeyse
Kemal : Evet, nerdeyse…
Nermin : Ama senin hayalin bu değildi başka hayallerin vardı…
Kemal: Evet hala da var, onları gerçekleştirmek için uğraşıyorum
Nermin : Ya gerçekleşmezse?
Kemal: Nermin, Bunları eskidenn çok tartışmıştık sana şöyle anlatayım kaplumbağa bir yere gidiyormuş onu görenler “bu gidişle oraya 2000 yıl geçse varamazsın” demişler o da “En azından denerim, varamazsam da uğrunda ölürüm” demiş bende hayallerimi gerçekleştirinceye kadar uğraşacağım yapamasam bile ölene kadar deneyeceğim ama senle evlenseydik şu an belki iki-üç çocuğumuz vardı ve ben para kazanmak sana ve çocuklara bakmak için uğraşıyor olurdum ya da senin annene, babana, ağabeyinle uğraşıyor olurdum.
Nermin : Ya tam tersi olsaydı ben hayallerini gerçekleştirirken senin yanında olsaydım.
Kemal: O ihtimal çok düşüktü… Bak! eğer bir zaman makinam olsaydı onu geçmişe gitmek için değil geleceğe gitmek için kullanırdım ama sen şu an beni geçmişe göürüyorsun, ben pişman değilim yaptıklarımdan dolayı... Neyse… (Eliyle kapıyı göstererek) Hadi artık içeri girelim
Nermin : Sigara olsa da içsem çantamı içerde bıraktım.
Kemal: Sigara mı? Sen sigaraya mı başladın?
Nermin : Evet… Tam beş sene diyoruz, herkes değişir bu sürede
Kemal: Ben değişmedim, askerde bile başlamadım daha da başlamam.
Nermin : Kemal…
Kemal : Efendim…
Nermin : Şey… Sen…
Kemal: Ney? Ben?
Nermin: Şey… Verdiğim kitabı okudun mu?
Kemal: Hayır, senden ayrıldıktan sonra bir kere bile yüzünü açmadım kitabın, zaten sen istiyorsun diye okuyordum, kitap okumayı sevmem normalde, evde bir yerde duruyordu taşınırken ne oldu bilmiyorum
Nermin: Hııııı….Kitap okumayı sevmiyorsun ama bizle ilgili kitap yazacağını söylemiştin?
Kemal: Yazdım... Ama bende duruyor hala "seni öldürürüm öyle birşey yaparsan" demişitn (Kahkaha atar)
Nermin : (Kemal'e eşlik eder) Sinir etmiştin beni, hem ayrılalım diyordun hemde ilişkimizle ilgili kitap yazacağım diyordun...
Kemal: Peki sen benim sana yaptığım CD’yi izledin mi?
Nermin : Ya o Cd’yi açmaya çalıştım ama açılmadı, bozuktu galiba
Kemal: (Acı bir kahkaha atar) İnanmıyorum, eğer o CD’yi izleseydin neler olurdu tahmin edemiyorum…
Nermin : Çok merak ettim içinde ne var diye ama açılmadı seni de arayamadım, arama diye ısrarla söylemiştin
Kemal : İyi yapmışsın…
Nermin : Ama bir gün gerçekten sinir krizi geçirmiştim yanımda Sanem vardı ağlıyorum, kendimi tutamıyorum böyle…
Kemal: Eeee..?
Nermin : Tam arayacağım seni, dedi ki “dur bir şey söyleyeceğim”
Kemal: Hadi be!
Nermin (İşaret parmağını uzatarak) Bak yine söyledin “Hadi be” dedin (güler) “Ne söyleyeceksin? Dedim, “Eğer sen ağlarsan ve mutsuz olursan Kemal bana sevineceğini söyledi” dedi “Onu sevindirme” dedi bende öyle sakinleştim… İki yıl sonra bana itiraf etti “bu lafları söylememi Kemal istemişti, o sana iyi bakmamı istedi “ dedi
Kemal: Ne kadar saçma bir şey istemişim değil mi? Sanki sen kendine bakamayacaksın kendine…
Nermin: Ayrıldıktan sonra ne yaptın?
Kemal: (Parmağıyla büfeyi gösterir) Şuradan sana sigara alayım mı?
Nermin : Hayır! İstemiyorum
Kemal: Ya çok ciddiyim ne içiyorsun?
Nermin : Boşver alma
Kemal: (Ciğerlerindeki bütün nefesi bitirircesine nefes verir) Öhö.. Öhö.. Bir şey söyleyeyim mi? Sen beni yönlendirebilen tek kız oldun, ne senden önce ne de senden sonra başka biri bana istediğini yaptıramadı, “saçını kes” dedin kestim “Şuraya gidelim” dedin gittik “Yeni cep telefonu al kendine” dedin aldım “Şunla konuşma” dedin konuşmadım, bunu bir tek sen yapabildin bana ve ayrıldıktan sonra sanki özgürdüm ama bir tek farkla ne yapacağımı bilemedim çünkü sana çok alışmıştım ama biliyorsun ki istediğimi yapmam gerektiği için ayrıldım senden.
Nermin : Beni seviyor musun?
Kemal : (Yaslandığı duvardan kalkarak ellerini cebine koyar) Ne? Nasıl yani? Şimdi insan sevgisi var bende, nasıl desem… Eee… Çalışan bir bayansın, vergi veriyorsun, çevreye saygılısın, Atatürkçüsün, ben böle insanları severim yani… Niye sordun ki? Anlamadım
Nermin : (Kemal’in kolunu tutup sallar) Demogoji yapma
Kemal : Nermin, benim bir sevgilim var ve sen gelmeden önce ben ona mesaj yazıyordum…
Nermin: (Kemal’e sarılır ve onu dudaklarından öper) Ben seni seviyorum
(O sırada koşarak dışarı serhat çıkar ve kapının yanında onları öpüşürken görür ve şaşırır)
Serhat: (Gülerek) Oğlum nerdesin? Geliyorlar şimdi, çabuk ol biraz
Kemal: (Nermin’i kendinden uzaklaştırır ve hemen Serhat’a doğru döner) Ne?! Geliyorlar mı? (Sonra Nermin’e döner ardından tekrar Serhat’a döner ve içeri koşar)
(Serhat ve Nermin orada karşı karşıya kalmıştır )
Serhat: (Gülerek elini uzatır) Ben Serhat
(Nermin, onu görmezden gelir ve O, da hızlı adımlarla içeri girer)