happy-prince

Günlük

  • B.B.B Adamlar 01

    17 Ağu 2007, 12:04

    Robert Allen Zimmerman

    Evet, dünyanın geri kalanı benim gibi düşünmüyor olabilir ama Abraham’dan olma, Robert Allen Zimmerman’dan bozma aslını da inkar eden çipil gözlü bu arkadaştan hiç mi hiç hazzetmiyorum. Rock’n roll tarihinin son kırk yılına damgasını vurmuş Zimmerman amca hepimizin üzerinden bir silindir gibi geldi geçti adeta. Yüksek duvarlarla çevrili şatosunda, som altından tahtında oturup çızıktırdığı şiirlerini biz ölümlülerin üzerine boca etti mütemadiyen. O efsunlu olduğu varsayılan mıy mıy ses bende üzerine böcek ilacı sıkılmış haşarat etkisi yarattı hep. Eksen’den bir arkadaş bir gün “bob daylın” şeklinde bir sunum yapmıştı. Bunu duyunca "Ortada isim benzerliği olan iki adam var da bana sürekli kötü olan mı denk geliyor" diye düşünmedim değil. Sevdiğim bütün müzisyenlerin tamamına yakınının adamdan sitayişle bahsediyor olmasını umursamıyor da değilim hani ama Paul Weller örneğinde olduğu gibi bu sevgi saygı biraz kerhen oluyor sanki. Sorsan organize dine karşıyız diyecekler ama nedense bu adamın yaptığı her şey sorgulamasız doğru iyi ve güzel kabul ediliyor. Putlar yıkılmak üzere yapılırlar ve sanırım artık zamanı geldi.

    Bir de şu var: Benim biricik Nico’m bir gün bu lavuğun arabasını durdurup bir şey istemiş. Kafasını bile çevirmemiş bizimki. “Gazla” demiş şöförüne. Muhtemelen “İki kere yattım karıyla, işim olmaz” diye düşünmüştür. Araya bir flashback alalım şimdi. Araba hareket etmeden hemen önce S.S koşarak olay yerine gelir ve camdan içeri uçarak amcanın sümüklü burnunu çirkin suratının ortasına gömüverir. Nico’nun ağzından belli belirsiz “I could have been a contender” sözleri duyulur. İkili sokağın diğer yönüne doğru ağır ağır ilerlerken kamera yükselir ve sahne kararır.

    Grant McLennan’ın acısı henüz çok tazeyken Anthony Wilson’ı da kaybettik birkaç gün önce. Biri ellisini diğeri altmışını göremedi. İyiler uzun yaşamıyor arkadaşlar. Bu adam hepimizi gömecek size söyleyeyim. Daha da yirmi sekiz albüm yapar ha!

    Bu kadar traştan sonra mevzuyu şöyle bağlıyorum: Bob Dylan’ın yerine Leonard Cohen geçsin. Bir kere yakışıklı. Ki bu önemli. Aşırı manalı bir yüz ifadesi var ki bu daha da önemli. Çok çok iyi şair ama besteler genelde vasat niyeyse. Bunu daha önce bir yerlerde anlatmış olabilirim. Yıllar önce bir televizyon programında canlı bir “Dance me to the end of love” yorumuna denk geldim. Babanın son dönemlerinde yanından ayırmadığı iki güzel hanımefendi de oradaydı back vokaller şeklinde. Olağanüstü güzellikte bir yorumdu. Ağzım açık öylece seyretmiştim. Olay budur. Sadece bir şarkı ve benim indimde bütün dereceleri geçti o gün ve o koltuğu gerçekten hak ediyor şimdi.

    Ola da aradan insert etmiş bir yurt insanı çıkar da B.D hakkında tarafıma ahkam kesmeye kalkarsa ona önce şu an rasgele aklıma gelen aşağıdaki parçalardan herhangi birini bütün BD külliyatına değişmeyeceğimi söylemek istiyorum.

    Durutti Column – Tomorrow

    David Bowie – Wild is the wind

    Edwyn Collins – If you could love me

    Billy Bragg – Greetings to the new brunette

    Paul Weller – Broken Stones